WAVE RESORT HOTEL
Karadeniz kıyısında konumlanan Wave Resort Hotel’in peyzaj mimari tasarımı, bölgenin doğal karakteri ve iklimsel gerçeklikleri üzerinden şekillendirildi. TTds | Tülay Tosun Design Studio tarafından tasarlanan proje, oteli yalnızca bir konaklama yapısı olarak değil; bölge kıyısında gelişen yeni bir yaşam ve tatil kültürünün başlangıcı olarak ele aldı.
Located along the Black Sea coastline of , the landscape architectural design of Wave Resort Hotel was shaped by the natural character and climatic realities of its geography. Designed by TTds | Tülay Tosun Design Studio, the project approached the hotel not merely as a hospitality structure, but as the beginning of a new lifestyle and vacation culture emerging along this coastal strip.
Bölgenin en karakteristik doğal özelliklerinden biri olan siyah mineral çamuru ve şifalı kumlar, yıllardır insanların kıyıya gelerek bedenlerini terapötik çamurla kapladığı yerel bir ritüelin parçasıydı. Geniş açık peyzajlar içerisinde konumlanan otel, bu bağlam içerisinde güçlü ve bağımsız bir destinasyon olarak kurgulandı.
One of the region’s most distinctive environmental features was its black mineral mud and healing sands, which for years formed part of a local ritual where people covered their bodies with therapeutic mud along the coastline. Surrounded by vast open landscapes, the hotel emerged as a strong standalone destination within the region.
Otel mimarisinin en belirleyici elemanı olan diyagonal balkon ve oda geometrileri, peyzaj tasarımının da ana mekânsal dili haline geldi. Mimari çizgiler; havuzlar, sert zemin organizasyonları, yeşil alanlar ve büyük oturma yüzeyleri aracılığıyla açık alanlara taşındı. Yumuşatılmış kenarlar ve akışkan geçişlerle birleşen bu diyagonal formlar, mimari ve peyzaj arasında kesintisiz bir ilişki kurarken aynı zamanda resort genelinde dinamik bir dolaşım dili oluşturdu.
The most defining architectural element of the hotel, its diagonally positioned balcony and room geometries, became the primary structural language of the landscape design as well. These dynamic lines extended into the outdoor spaces through pools, hardscape organizations, green areas and large seating surfaces. Combined with softened edges and fluid transitions, the diagonal geometries established a seamless relationship between architecture and landscape while generating a dynamic circulation language throughout the resort.
Kullanıcılar otelden bahçe alanlarına geçerken, bu diyagonal geometrilerle şekillenen büyük havuzlarla karşılanıyor. Birbirine taşan su yüzeyleri alan boyunca güçlü bir görsel süreklilik ve hareket hissi oluşturuyor. Havuzlara entegre edilen ve müzikle senkronize çalışan dancing fountain sistemleri ise özellikle akşam saatlerinde su, ışık ve sesin birleştiği güçlü atmosferik deneyimlerden birine dönüşerek projeye bölge içerisinde özgün bir kimlik kazandırdı.
As visitors move from the hotel toward the gardens, they are welcomed by large pools shaped through these diagonal forms. Water surfaces overflow into one another, creating dynamic compositions and visual continuity across the site. Dancing fountains synchronized with music and integrated within the pools introduced a unique atmospheric identity and became one of the most memorable experiential features of the project, particularly during the evening hours when water, light and sound merge together into a theatrical landscape experience.
Projenin ana dolaşım sistemi, havuzların üzerinden geçerek doğrudan denize uzanan merkezi aks ve köprü sistemi üzerinden organize edildi. Bu güçlü lineer hareket, kullanıcıları sezgisel biçimde kıyıya yönlendirirken aynı zamanda tüm açık alan organizasyonunu birbirine bağlıyor. Ana aks üzerinden dağılan ikincil sirkülasyon rotaları ise kullanıcıları havuz alanlarına, aquapark bölgelerine, restoranlara ve rekreasyon alanlarına yönlendirerek okunabilir ve akışkan bir çevresel sistem oluşturuyor.
The main circulation system of the project was organized through a central axis and bridge structure extending above the pools directly toward the sea. This strong linear movement intuitively guides visitors toward the coastline while simultaneously connecting the entire open space organization together. Secondary circulation routes branching from this main axis distribute users toward primary pool areas, aquapark zones, restaurants and recreational spaces, creating a fluid and highly readable environmental system.
Karadeniz iklimi doğal olarak Akdeniz bitki karakterini desteklemese de projenin duygusal hedefi oldukça netti: kullanıcıya “Akdeniz’de tatil yapıyormuş” hissini yaşatmak. Bu atmosferi oluşturabilmek adına iklime uyum sağlayabilen Chamaerops türleri yoğun şekilde kullanılırken, zeytin ağaçları mekânsal kompozisyon içerisinde zamansız odak elemanları olarak konumlandırıldı. Ancak bu yaklaşım yalnızca estetik değil; teknik çözümler de gerektiriyordu. Zeytin ağaçları için kış koruma sistemleri ve kök bölgelerinde kontrollü toprak sıcaklığı destekleri geliştirildi.
Although the Black Sea climate does not naturally support typical Mediterranean vegetation, the emotional target of the project was clear: to create the feeling of “vacationing in the Mediterranean.” To establish this atmosphere, climate adaptable Chamaerops species were used extensively throughout the landscape, while olive trees were positioned as timeless focal elements within the spatial composition. These decisions required careful technical solutions, including winter protection systems and controlled soil temperature support around the root zones during colder periods.
Bölgedeki yaz sezonunun görece kısa olması nedeniyle havuz sistemleri ısıtmalı olarak tasarlandı. Böylece açık alan kullanım süresi uzatılırken, yıl içerisindeki mevsimsel konfor da artırıldı. Bu strateji, iklimin sınırlayıcı etkilerini azaltırken resortun operasyonel esnekliğini de güçlendirdi.
Due to the region’s relatively short summer season, the pool systems were designed as heated pools in order to extend the duration of outdoor use and increase seasonal comfort throughout the year. This strategy reduced the limiting effects of climate conditions while strengthening the operational flexibility of the resort.
Wave Resort Hotel, bulunduğu coğrafyanın doğal hafızasını çağdaş bir peyzaj diliyle yeniden yorumlayan; mimarlık, iklim ve kullanıcı deneyimini bütüncül bir çevresel yaklaşım içerisinde bir araya getiren güçlü bir resort projesi olarak öne çıkıyor. Günümüzde proje, Karadeniz kıyısındaki en karakteristik turizm yatırımlarından biri olarak konumlanıyor.
Wave Resort Hotel stands out as a project reinterpreting the natural memory of its geography through a contemporary landscape language while bringing together architecture, climate and user experience within a holistic environmental approach. Today, the project positions itself as one of the most distinctive tourism developments along the Black Sea coastline.
Karadeniz Kıyısı / Bulgaristan
Black Sea Coast / Bulgaria
Tamamlanma Yılı:
Completion Date:
2019
Hospitality Resort
Hospitality Resort
Peyzaj Mimari Tasarımı, Havuz ve Rekreasyon Alanı Tasarımı, Aquapark Tasarımı, Açık Alan Tasarımı
Landscape Architectural Design, Pool and Recreational Area Design, Aquapark Design, Open Space Design
Karadeniz Kıyısı / Bulgaristan
Black Sea Coast / Bulgaria